Reşit Bingöl
Bazı insanlar vardır hayatınıza dahil olduğu anda onu yıllardır tanıyormuşçasına muhabbet beslersiniz. Zaten o insan hayatınızın her evresinde varmış gibi hissederdiniz. Nereden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum, Çok şeyler yazmak geliyor içimden ama içimden geçenleri kaleme almaya takatim yok gibi. Çünkü Hacım benim için çok farklıydı. Bir baba idi, bir ağabeyi, bir büyük hepsinden ilerisi dertlerime derman olan bir dost örnek bir şahsiyet idi.
Bize mürit derdi (bana ve Mikail Hocaya). Biz de kendisine şeyh derdik. Ama ben küçük mürittim, Mikail Hocam Baş müritti. Ne yazık ki taktiri ilahi böyle imiş, Şeyhimizi kaybettik. Artık bize mürit diyecek, bizleri ikindi çayına ve sabah namazından sonra ki kahvaltılara çağıracak kimse yok. O günler tatlı bir anı kaldı artık hatıralarımızda. Bizleri yalnız bıraktı. Mekanı cennet olsun.
İkindi vakti telefonla arar “Mürit çay deminde sizi bekliyorum” diye davet ederdi. Bizlerde davete icabet ederdik.
Bir gün yine çay hazır sizi bekliyorum, diye telefon açtı.
Ben, Abdullah Geyik ve Dursun diye bir arkadaşla birlikten işten çıktıktan sonra doğruca dükkana vardığımızda çay hazırdı. Mikail hocada gelmişti.
Bizlere “Ula uşaklar siz açsınız şu yandaki fırından simit alında hele gelin bakalım.” dedi. Her zamanki gibi simitlerin parasını kendisi verdi. Simitler geldi. Oradan da biraz zeytin getirin bakayım dedi. Zeytinle simit yemek biraz bize ters geldi. Ama söz büyük yerden. Tutmamak olmazdı. Elbet bir bildiği vardı. Bu zamana kadar hiç simitle zeytin yemediğimiz için lezzetini bilemiyorduk. Yemeye başladık farklı bir tadı vardı ve bizler simit yerken yanında mutlaka zeytin olurdu.
Siz hiç zeytinle simit yememiş iseniz şayet yemenizi tavsiye ederim.
Git Ey Felek Dostuma Selam söyle ve bilisin ki O daima Dualarımız da….
Mekanın Cennet olsun…
Ruhun Şad olsun…
Reşit BİNGÖL

